Sanatın Anlamı/ Yasemin Şenyurt

21 Ağustos 2026 Cuma

yapbozun parçaları


Eylül ayında büyük bir yapbozun ilk parçasını yerine koydum. Bu iş planlama ve zamanlama işiydi. Mükemmellikten vazgeçip kusurlarımı, hatalarımı görüyordum. Bu görüş yeni pencereler açıyordu.

Kendine söylediklerin önemlidir derler. Kendime bu yapboz bitmese de olabilir iznini verdikten sonra her şey gözüme farklı görünmeye başladı.

Okuduğum kitaptaki bir bölüm sayesinde yapbozun ikinci parçasını da yerleştirdim. Düzenli bir şekilde notlar alıyordum. Düzenli bir şekilde kendi düşüncemin ne olduğunu soruyordum.

Yanlış yapmanın mükemmel olmaktan kat kat iyi olduğunu anlamıştım. Yazıyor ve siliyordum, yazıyor ve düzenliyordum. Silgi tozlarından halı olurdu; temizlik yapmıyor olsaydım....

Yeni bir bağlantıyı sezer gibi olduğumda başka her şeyi bırakıp onun izini sürüyordum.

Bilgilerin birikmesi, sınıflandırılması derken etrafımdaki defterler, kitaplar çoğalmıştı. Bütünü ve bütünün içindeki parçaların kendi aralarındaki ilişkiyi ve onların bütünle olan ilişkilerini görmekti mesele...

Arada nefes almak için trenle Eskişehir’e gidiyordum. Eskişehir’de bir kafede bu bütünü görme meselesindeki engellerimi yazıyordum. Yürüyordum, yürüyordum...

Üçüncü parçayı yerleştirmek üzereydim ama yapboz bin parçadan oluşuyordu. İlk on parça yerleşti mi yüz parçaya ulaşma konusunda daha gayretli olabilirdim. Vazgeçmenin eşiğinde duruyordum...

Kimse gelip yapboza bir parça yerleştiremezdi. Bu işe gönlünü, aklını verip devam et dedim. Yapı ve yapılandırma sözcükleri sözlükteki anlamlarından daha zengin anlamlar içermeye başlamıştı.

Bir sabah yapbozu dağıtmak üzereydim ki üçüncü ve dördüncü parçalar yerini buldu.

Yasemin Şenyurt


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder