Evde yemek pişiriyordum ki zil arka arkaya çaldı. Kapının deliğinden baktım. Melahat gelmiş. İçeri girdi, terliklerini giydi ve telaşlı telaşlı anlatmaya koyuldu. Mutfaktan salona, salondan oturma odasına mekik dokuyor ve anlatıyordu. Yemek kokusuna sözcükler karışıyor ama ben olup bitenleri anlamlandıramıyordum. Öyle mi olmuş dedim. “Sen beni dinlemiyor musun?” dedi. Buz gibi sitem...
Buz gibi sitem nasıl çözülür?
İki kupaya kahveleri doldurduk. Oturma odasının puf puf koltuklarına
kurulduk. “En baştan anlat şunu” dedim. “Olmaz, kaçırdın” dedi ve kahkahalarla
güldü.
Merak nasıl çözülür?
Peki anlatma cümlemi kurunca Melahat’in hevesi kursağında kaldı.
Kahvesinden bir yudum alıp “Merak etmiyor musun?” dedi.
Hayır dedim.
Radyoda doksanlardan bir şarkı çalıyordu.
-
Kapatayım mı radyoyu?
-
Ev senin... Misafir gibi davranma lütfen.
-
Neyse çalsın... Sen nasılsın?
-
Çalıyorum işte ben de radyo gibi...
-
Ne demek bu?
-
Dinleyen, anlayan ve hatta soran yok demek.
-
Sordum işte...
Sessizlik nasıl çözülür?
Yasemin Şenyurt
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder