17 Mart 2019 Pazar

pazar akşamüstü

Kahve kokulu bir bahane buldum
Çikolata mı gördüm
Üstelik sütlü
Öldüm de dirildim  Pazar akşamüstü

Pazar günü ne bahar ne kış
Ne şiir ne şarkı
Teselli edemezken
Kahve kokusundan çıkardım yaşamın altındaki baklayı

Anlaşılmazdım üstelik
Ağlamazdım gülmezdim
Hissizlik halinden bir anı ile çıktım
Sahiden cambazdım
İp de nedir ki
Ben yeryüzünde yüzdüm
Bata çıka

Uyum psikolojisi sınavında
Boş bir kağıttım
Yüz aldım
Sıfır almak için yetersizdim


Bazen tramvayda karşılaşıyorduk
Bazen de denizaltında
Hep karşılaşıyorduk
Biraz yardım eder misin 
Şu an bu rüya diyordum
Sen de gerçek olsun diyordun
Olurdu olmazdı derken
Uçuyordu balonlar
Ellerimizden kayarak 
İçimizdeki sıkıntıyı kaynatıp içecekti ki
Şiirin başı geldi aklımıza
Kahve var
Kokusu
Kahve kokusundan bahane

Şiir dedi
Göz göze gelmektir
Gelemezsen
Hem felaket
Hem felsefe

Cambaz mıyım ne
Öğrensem yeni bir dil
Baklayı çıkarır mıydım yaşamın altındaki
Bu soru cepte
Yoksul değilim hiç de
İnsanın cepte sorusu olur da
Yerli ve iki kelime olan filmi bilmez mi 

Şiir dedi
Tutulmak değil de nedir
En sevdiğin dilde

Can sıkıntısının en can yakan yerinde
Bir anıdır ki andır aslında
Zamanı telaffuz eden her şey yanılıyor
Mekanı betimleme çabası çuvallıyor

Tutulmamışsan 
Anlayamazsın




Yasemin Şenyurt

12 Mart 2019 Salı

sesini sev yolcu





Sesimde saklı sonbahar duraksadı: Çiçek açmış!

Sesimde saklı sonbahar: pembe ve beyaz!

Sesimde saklı sahiden hüzün ve aşk.


Görünce ilkbahardan izleri anladı işte hüzünsüz ve öfkesiz olmaz. Anladı işte ruhumda olup biteni. Olsun, anlasın diyebilmekti bütün mesele. R, F ve ben kafeden çıkmış evimize giderken ağacı farkettim ve bağırdım: Ama pembe, beyaz, bitmiş kış... Lilalala la la diye başladım söylenmeye. Biri beni durdurdu. İnanamadım. Siz az önce çiçek açmış diye bağırdınız dedi. Yasak mı dedim. Değil, değil dedi. O kadar heyecanlıydınız ki yaşınızı almış bir insan olarak ilkbahara bu kadar şaşırmanız bizi güç duruma düşürdü. Neden, anlayamadım dedim. Siz şaşırmıyor musunuz? Sesimde saklı hayret saklanamadığını görünce "ne duruyorsun be sakla kendini gökyüzüne" dedi. Sesiniz çok buluttan dediler. Sıkılmıştım yeryüzünden. Ölmüş olsam dedim. Her gün Pazar olsa dedim. O kadar çok konuşuyordum ki sesim kısılsa dedim. R. o anda live ve leave nasıl telaffuz edilir diye soruyordu. F. mavi çorapların güzelmiş, nereden aldın diyordu. Cevap veremedim onlara. Aklım çiçek açan ağacı izliyordu. Ağaç dile geldi: Yoluna devam et yolcu. Sorulara cevap ver. Beni görmezden gel demiyorum. Hayretinden utan demiyorum. Sesini sev yolcu. Ağaç dile geldi: İnan ki ilkbahar...

Yasemin Şenyurt

2 Mart 2019 Cumartesi

Kendi Sınırlarını Bulmak

Felsefe, kendi sınırlarını bulmaktır. Bu yüzden her felsefe etkinliği, en temelde ve en başta "Felsefe nedir?"-yani her bir felsefe yapan kişi açısından, "Bu yaptığım nedir?" sorusuyla başlar; en üstte ve en sonda ulaşabileceği de, bu soruya-yeni, bir-yanıt olmaktır.
Çünkü, felsefenin ilk-bazen, tek- kaynağı olan; felsefe yapmakta olan, kişinin ilk ve tek derdi, kendi sınırlarını bulmaktır.
Bu kişi (Kundera'nın Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği'ndeki Sabina gibi) yapmakta olduğu bir resmin tuvaline -kazara- sıçrayan bir boya damlasının yarattığı çatlağın nereye kadar götürebileceğini deneyen ressam, gibidir: yaşamında açılanbir çatlağı izleyerek, üzerine giderek, derinleştirip genişleterek, nereye varabileceğini, vardırılabileceğini,nereye kadar uzanabileceğini,uzatılabileceğini deneyip görmeğe çalışan bir kişi...
Oruç Aruoba, Olmayalı, s:144


Fotoğraf: Yasemin Şenyurt

DÜŞLERE DALIŞ YERİ






Berrak yataktan kalkmakta zorlanıyordu. Gün başlamış ve insanlar okullarına, işlerine doğru yola koyuluyorlardı. Berrak'ın evinde ara ara çalan alarm sesi onu uyandırmaya yetmiyordu. Dün gece gayet güzel uyumuş olmasına rağmen alarmı hiddetle kapatıyordu. Doğrulabilse gün onun için de başlayacaktı. Uykunun içine çekilme hali mi daha sıcaktı yatak mı bilinmez ama Berrak biraz daha uyursa işe gecikecek ve olanlar olacaktı. Bir an doğrulan ve doğrulduğunda gözlerini ovuşturan Berrak ilk olarak saate baktı. Saati bulanık görüyordu. Yüzünü yıkamak için lavaboya fırlarken az kalsın yere düşüyordu. Dengesini buldu. Kişiler dengesini bulunca belki de gün başlıyordu.  Kahvaltı etmekten yana her zaman sıkıntı duyan Berrak kahvesini hazırladı. Alarm yeniden çaldı ve onu kapatıp bilgisayarını açtı. Bu sabah dinlemesi gereken ilk şarkı dün rüyasında çalıyordu. Bu sabah yapılması gerekenler de keşke dün rüyasında yapılmış olsaydı ve rüyalar ile gerçek hayat  bu kadar birbirinden ayrılmış olmasaydı... Yetiştirilmesi gereken işlerden bir tanesi ona o kadar zor geliyordu ki  birden kendini yatağa bırakıvermek istedi. Birden kendine hayatta mucizeler olduğunu hatırlattı. Muhakkak ki o işi yapacak ve muhtemel de yetiştirecekti. Bunun için şu anda hızlı davranması gerekiyordu. Kot pantolon ve gömlek seçeneğini zorlamayacaktı. Yürümek güzel olabilirdi ama otobüsten yana olacaktı bu sabah. Asık suratlı muavine aksi aksi bakacaktı. Otobüste koltuklar dolu olacağı için ayakta duracak ve müzik dinlemek yerine insanları gözlemleyecekti. Bunun için evde oyalanmaması gerekiyordu ama o oyalanmaktan yanaydı. İnsan çelişkinin ta kendisi olabiliyor bazen. Berrak'ın zihninden o an gezgin olma isteği geçti. Sırt çantasına iki üç kitap yerleştirip fotoğraf makinesiyle ülke ülke gezmek için nelerden vazgeçmezdi ki...Ofise kapanıp evrakların içinden çıkamaz olmayı başına gelmiş en büyük felaket olarak algılayan Berrak evin kapısını kilitledi ve kendisini otobüs durağında buldu. Muhakkak ki işleri yetiştirecek ve yorgun argın eve dönecekti. Eve döndüğünde kilitlediği kapıyı kendisi açacak ve yatak odasına gittiğinde orada kendisini büyük bir sürpriz karşılayacaktı: Düşlere Dalış Yeri yazısını bu odaya kim yerleştirmiş olabilirdi? Berrak'ın evinin anahtarı kimsede yoktu. Bu sürprizi yapan her kim ise Berrak'ı çok iyi tanıyor olmalı. Berrak'ı çok iyi tanıyan biri ve onun için bir şey yapmak isteyen biri için de anahtar meselesi sadece bir ayrıntı olmuş olmalı. 

yasemin şenyurt
03.03.2019

1 Mart 2019 Cuma

Labirent 3 Açılışı bu akşam Ka'da



Danışmanlığını Fazlı Öztürk’ün / @fazliozturk yaptığı Labirent #03, Elçin Orçan, Eren Alpay, Fügen Yörük, Kenan Cengiz, Nihal Aral, Selma Aygörmez ve Yasemin Şenyurt'un işlerinin yer aldığı sergiyle izleyicilerle buluşuyor. 2-30 Mart 2019 tarihleri arasında Ka Salon'da görülebilir!
▪️
Labirent atölyesi daha önce üretilmiş eserlerden yola çıkarak; hem o eserleri anlama çabasını hem de onlardan destek almayı, ilham bulmayı içeriyor ve böylece katılımcılarından kendi seslerini aramalarını istiyor. Bunu yaparken aynı zamanda birlikte üretmenin pratik arayışını da hedefliyor.
▪️
Labirent #3'te ilham veren aşağıdaki eserlerden yola çıkan katılımcılar, izledikleri/dinledikleri bu eserlerden yeni yorumlar üretmeye, farklı bakış açıları inşa etmeye çalıştılar. 📚 Bilge Karasu’nun Uzun Sürmüş Bir Günün Akşamı (1970) kitabı “Tepe” bölümü,🎥 Arjantinli yönetmen Fernando E.Solanas’ın Sur (Güney, 1988) filmi, 🖼 İspanyol ressam Francisco Goya’nın Cadıların Sabbatı (1819-1823) resmi, 🎙Neşet Ertaş’ın Gönül Dağı türküsü, 🎵 Amerikalı bağımsız yönetmen Jim Jarmusch’un Down By Law (1986) filminde kullanılan film müziği (Tom Waits, Jockey Full Of Bourbon), 🎶 Fredric Chopin'in Op 9-No-1 nocturne (1831) eseri,✏️ Akira Kurosowa’nın Dreams (1990) filminde yer alan Su Değirmeni Köyü'ne dair bir deneme.
▪️
22 Mart 2019 Cuma gününden itibaren izleyiciler de kendi ürettikleri işlerle sergiye dahil olabilecekler. Sergi alanı -sergide paylaşılan işlerin formunu bozmadan- dışarıdan müdahaleye açık hale gelecek. Bu süreçte izleyiciler de fotoğraf/video/çizim/metin vb. aracılığıyla serginin bir parçası haline gelebilecekler. Sergi değerlendirme buluşmasının yapılacağı 30 Mart 2019 Cumartesi günü saat 15:00’da sergiye katılanlar ve işler üzerine konuşmak isteyen herkesle Ka Atölye’de yine bir arada olacağız. Kaçırmayın!

14 Şubat 2019 Perşembe

Derdimiz Başka





Pas da veririz
Gol olsun diye
Bütün derdimiz kazanmak değil
Bütün derdimiz ağları havalandırmak
Unutmadan 3-0 da olsa kazanmak mümkün
Yine de derdimiz başka

Taraftarlarımız küfürden yana değil 
Antrenör yenilmenin değerini bilmekte
Unutmadan maç doksan dakika
Kim demiş penaltıda kendi kalesine gol atamaz kimse diye
Ben attım 
Kaleciydim

Vurdum elimle 
Bağırdım gol diye
İnsan bir ömür kalede gol yedikçe 
Tokluk hissediyor bir bakıma
Kupa kazanmak güzel de
İnsan ağların havalanmasına  hayran kalıyor

Yasemin Şenyurt
15.02.2019 
Ankara

7 Şubat 2019 Perşembe

Muğlak Mucize



İlkbahar gecesinde
Yıldızlardan sarhoşum
Kainatı şiirle yoklamaktan
Gri mi gri bir güzel elbise içinde
Uzanmışım 
Di'li geçmiş zamanlar atlasına
Değilliyorum pişmanlığı
Amor fati ile

Nietzsche okumalı
Daha çok
Sarsılmak için mi sandınız
Hayır hayır
Kendimiz için
İlkyardım için 

Uzanmışım
Di'li geçmiş zamanlar atlasına
Bu bir kağıttır demek için
Kaç asır geçecek
Kalemim kırgın
Nietzsche okumalı

Böyle Buyurdu Zerdüştle bırakmamalı
Deccal ile başlamamalı
Gözlerim kapanmalı 
Kuru kuru anlamamalı
Yıldızlardan sarhoş olmalı 
İlkbahar gecesi

Okur mu insan kendi alın yazısını
Bilmem onu bunu
Nietzsche oku
Di'li geçmişte gelecek düşüdür o 

Gözlerini değil ama
Bakışını muğlaklaştırır 
Nietzsche
Muğlak bir mucize sunar 
İnsana ve aşka dair

Bence bu gece onu oku

Yasemin Şenyurt
07.02.2019