16 Temmuz 2018 Pazartesi

Kalbimde Duruyorum





Kendimi kaybettiğim yer ile bulduğum yerde, kalbimde duruyorum. Şimdilik kimse burada olduğumu bilmiyor. Belki bir leylak görünümündeyim. Belki de kedi gibi miyavlıyorum. Neler olduğunu anlıyorum, sakin sakin düşününce ve yadırgamalardan uzakta. Zamana, yalnızlığa ve düşünmeye ihtiyacım var. Kalbimin kapısı açılınca, durmadım, tereddüt etmedim, içeri girdim. Burada üşümüyorum ve terlemiyorum. Burada olmanın tadını çıkarıyorum. Bir andır sonsuzluk. Bir dilimdir acı. Bir bütündür hayat.
İyi olmak aslında burada durmak ile ilgili. Uzun süredir kapıyı çalıyordum ama açılmıyordu. Açılmasını da beklemiyordum uzun süre. Kapı açılıverdi. Aklımı buldum burada. Bir şiirin bitmemiş ve bitmek istemeyen halini buldum, hak verdim.
Aklımı kalbimde bulabileceğime ihtimal vermezdim.
Dinleniyorum ve anlıyorum.
Anılarımı buldum. Benim ben olmamı sağlayan sözcükler de kokular da burada.
Bulduklarımı yanlış yerlerde aramamın zaman kaybı olmadığını anladım. Gündüz ve gece hep eşit burada ama bir an sonsuzluk. Ayaklarım yerden kesildi... Uçabildiğimi gördüm. Hak verdim geçmişte kalanlara.

Ben olmak için sürprizlerden, mucizelerden vazgeçmek gerekmiyor. Aksine burada olduğum zamanlar bana en çok güvenilecek şeyin belirsizlik olduğunu öğretti. Kişinin kendini bulması için kurallar kitabı yok. Haritası, pusulası, sözlüğü yok. Belki bir kaktüs görünümündeyim. Belki de patlamak üzere olan bir balon. Nasıl görünüyor olursam olayım en güzel şarkıların çaldığı bir müzik kutusunun yakınındayım. Kalbimde duruyorum. 
Yasemin Şenyurt
16.07.2018


11 Temmuz 2018 Çarşamba

Ev Nedir?




 Ev, başını sokabileceğin yerdir. Başının ağrısına bin türlü devanın yeridir. Ağlayabileceğin ve utanmayacağın tek göz odadır. Havlunun değişme halidir. Kedilerinin mama kabının dolup dolup taşmasıdır. Meraklı ve elleri şeftali kokan bir annenin kapıyı açmasıdır. Mısırın haşlanmasıdır, tenceredeki dibin kazınmasıdır ve penceredeki buğudur. Kitabın içindeki fotoğraftır. Uyuyorum galiba derken kendini kahve içerken bulmaktır. Kasedi tekrar tekrar dinleten o ölümsüz şarkıdır. Elektrik süpürgesinin etrafa hükmetmesi, çamaşır suyunun kokusu, yara bandının bulunamamasıdır. Damacanadan gelen su, su ısıtıcının şipşak hazırlığı, kabloların kediler tarafından kemirilmesine ses çıkarmamaktır. Perdelere tırmanmalarına ses çıkarsan da o sesin pek anlaşılamamasıdır.
Ev açan akşamsefasıdır. Dertlerini bir süreliğine rafa kaldırmaktır. Denize yakındır en çok. Kuleler, mağaralar, uçurumlar doludur odaları. Boğazına takılan kılçıktan kurtulmaktır. Şarkıların arka arkaya gelerek seni perişan edebilmesidir. Dört işlemi zar zor yaparken çarşının hiç de insaflı olmadığını bilmektir. Bembeyaz bir yastıkta rimel lekesidir. Mutfak önlüğünde salça izidir. Bahçenin usul usul sokulmasıdır evin dolaşımına. Hani bunun ilk sahibi diyebilmektir. Çatıdan giren düşlerin kap kacağa yeni biçimler vermesidir. Eşyanın duygulanmasıdır. Derli toplu olmaya çalışırken iğne atsan yere düşmeyecek bir bölgede olduğunu kavramaktır.  
Yeri gelince hurçları açmaktır. Baharı içine işlemektir. Duvarlarda asılı resimlerin seni yolculuğa çıkarıvermesidir. Cezveden taşan kahvedir. Bir türlü sabahı edememektir. Bir türlü telefonun çalmamasıdır. Telefon çalınca açamamaktır.
Kendi kendine ladese tutuşmaktır. Kibriti bir türlü yakamamaktır. Çakmak bulamamaktır. Sigaranın sigara olduğunu tuhaf biçimde sezmektir. Yaşama ama dolu dolu yaşama deneyleri yaptığın  öğle saatlerinde kapının söküldüğünü hissetmektir. Yazmak istediğin şeylerin seni yaka paça masaya sürüklemesidir. Solipsizm hakkında kafa yormaktır. Ev nedir ki dediğin yerde saç diplerinden ter boşanmasıdır. Sırtında bir patinin dolaşmasıdır.

En sevdiğin şeylerin biriktiği yerde bir dal bir gökyüzü oluvermektir.
Yasemin Şenyurt
11.07.2018
Ankara 

30 Haziran 2018 Cumartesi

Çocuk Algısı

Dişin yeni çıkıyor gibi
Denizi ilk görüşün
Ekmeği ısırışın
Şişe ve yüne gerek duymadan örüyorsun işte
Örüyorsun bir esrarengiz an

Jetonu atıyorsun
Dönsün istiyorsun hızla oyuncak
Oyunca konuşuyorsun
Yutuyorsun geleceği

Dişin yeni çıkıyor
Komşuya gidişin olay
Komşudan dönüşün yıldızlı iyi
Salıncak sözünü tutmuyor annen

İlmek nasıl atılır
Biliyorsun en başından beri
Çok kesin
Vagondan seyrederken dünyayı
İçinde mısır koçanları

Yorumsuz köşesinde yazıyorsun
Bir çocuk dergisinin
Çok kesin
Şiirden seyrederken aşkı
Güneş neden yakıcı

Sorulardan yorgun
Mızıkan var iyi ki


Yasemin Şenyurt
2018
Ankara

29 Haziran 2018 Cuma

Bulutların Kökü Problemini Çözen Kelebek



Güzel kanatların var
Mor ve sarı

Sen mavi yapraklardasın
Bir filin kulağında
Çocuğun dizinde
Hiç yorulmuyorsun uçmaktan
Göz kırpar gibi bütün umutsuzlara
En çok şairlerin aklını çeliyorsun

Beyaz bir masaya koyuyor dirseklerini şair
Dirseği gıdıklanıyor
Bakıyor ki mor ve sarı

Bir bebeğe söylenen ninniye saklanıyorsun 
Öykünün düğümü oluyorsun
Sen en çok mi notasında
Çiçeğe dönüşüyorsun

Kökleri var bulutların da
Bu problemi sen çözüyorsun
Herkes sakinleşiyor

Yasemin Şenyurt
29.06.2018
Ankara 

23 Mayıs 2018 Çarşamba

Yaşamına Sevmek


Fotoğraf: Yasemin Şenyurt


 Sait Faik okumaktır düzensiz saatlerde
Gökyüzünde uçurtma olmaktır 
Kelebeklerin konuşmalarını duymaktır
Gecenin köklerini sevmektir
Yani yıldızları
Ruhun bütün muammalarını

Devrik gündüzler yaşamaktır
Gökyüzünde güvercin olmaktır
Salaş bir meyhane olabilmektir
Açılmayan bir şemsiyeye sırlarını vermektir
Şiiri bırak demelerine aldırmamaktır
Anlaşılmamanın tadına varmaktır
Sigaraya başlamaktır

Kitapları koklamaktır
Kedileri koklamaktır
Yeni yıkanmış havluyla kurulamaktır yüzünü
İlla kurulayacaksan
Cam bir bardakta içmektir demli çayı

Odam Kireç Tutmuyor dinlemektir
Üstün başın hasret
Üstün başın deniz
Sevgiden söylenmektir
Sevgiden söyleşmektir
Yoğrulmaktır şiirle

Güzel gülmektir
İçten seslenmektir
İçten duymaktır
Yeşil bir elma görünce çocuklaşmak
Özdeşlik ilkesine dahi şaşırma hüneridir



Yasemin Şenyurt
23.05.2018

ACİL






-          Ellerinize ne oldu?
-          Kedilerim tırmaladı.
-          Oyun oynarken mi?
-          Evet

Oyun oynuyorduk. Midemdeki rahatsızlık nedeniyle hastanenin acilinde buldum kendimi. Fazla beyaz, bol ışıklı bekleme yerinde oturanlardan birine bakmışım, dalıp gitmişim. Dalıp gittiğim Ankara, dalıp gittiğim sözcüklerin nasıl birbirini izlediği, şiirin bana uğraması… Midemdeki karışıklığı duymamaya çalışmak için dalıp gidişimi dallanıp budaklandırmak istesem de başaramıyorum. Karışıklık burada ve canımı yakıyor. Yüzümü görebilsem muhtemelen bir yarısı uyuşmuş diğer yarısı capcanlı bakıyor dalıp gittiği yere.
Ellerimle yüzümü yokluyorum. Sanki ellerim ayna gibi bana yüzümü gösterecek. Yanımda oturan kişi yeri yoklarcasına ayağıyla sürekli yere vuruyor. Bir süre dikkatim onun bacaklarına kayıyor. Bir süre sonra da duvarlarda delikler aramaya başlıyorum. Çizgi film karakterlerinden Tweety ortaya çıkıveriyor ve beni görmezden geliyor. Sokaktan gelecek hali yok ya! Muhakkak ki duvarlardan geldi. Tweety’nin gözleri bu kadar büyük müydü derken ismim anons ediliyor.
Bir an ismim yabancı geliyor, etrafta konuşulanlar uğultu olarak yükseliyor. Uzanıyorum, tansiyonumu kontrol ediyorlar. “Düşüktür genelde” diyorum. Tweety bu odaya da gelivermiş. Yoksa benim peşimde mi?
-          Kedilerim dediniz
-          Evet
-          Kaç kediniz var?
-          İki
-          İsimleri ne?
-          Nazende büyük olan. Küçük olan da Turta.
-          Çok güzelmiş isimleri
-          Evet
-          Doğrulabilirsiniz.
İsimleri de kendileri de güzeldir diyorum içimden. Nazende cevap veriyor. Turta ona doğru koşuyor, oyun oynamaya istekli. Kahveyi çoğalttığım için oldu bu, bile bile lades işte diyorum eve dönerken. Arkama bakıyorum tekrar tekrar, Tweety hastanede kalmıştır umarım diyerek. Takip eden yok. Evde yaşatmaz bizimkiler onu.

Kapıyı anahtarla açıyorum. Nazende beni karşılıyor. Turta sepetinde her zamanki uyuma pozisyonunda rüya görüyor. Ben de sepetime zıplıyorum, arkamdan da Nazende zıplıyor, ağrı katlanılası boyutlarda… 

13 Mayıs 2018 Pazar

bulut mulut



yağmurdan sonra
ışıl ışıl olmuştum
sihirli bir banyo gibi
güneşten sonra
sıcacıktı gönlüm

masaldaki baloya
pasaklı pasaklı gelmiştim
yine de dans ediyordum
misafir misafir
müzik öyle işliyordu

kırılıyordu tırnaklarım
omzuma düşüyordu kepekler
yine de güzel buluyordum kendimi
turuncu bir çiçekmişim de
nefis kokuyormuşum falan

çatışa çatışa şeylerle
ıslık mıslık çalışıyordum
bulut mulut oluyordum
nefis bir şey çeliyordu aklımı
kalbim kalıyordum

yasemin şenyurt
13.05.2018
Ankara