2 Eylül 2026 Çarşamba
29 Ağustos 2026 Cumartesi
mis gibi özdisiplin
Özdisiplin nasıl gelişir?
Yine yeniden Sinan Canan'dan dinlediğimi belirtmeliyim.
Araştırmalar gösteriyor ki beynimizdeki ACC bölgesi bu özdisiplinle çok ilişkili.
Sporcularda ve performans sanatları yapan kişilerde bu bölgenin daha çok çalıştığı anlaşılmış.
Bu bölge bize "hadi, kalk çalışalım" diyor adeta.
Onun böyle demesi için de biz bir şeyler yapmalıyız.
Diyelim ki spor yapmak istiyoruz.
Sabah erken kalkmak zor, yatak sıcak ve rahat ve yarın yaparım ne olacak diyorsak bu alışkanlığı hayata geçirmemizi kendi kendimize zorlaştırıyoruz.
Diyelim ki ben bir sabah kalktım ve yürüyüşe çıktım, yarım saat yürüdüm ve bunu yirmi gün boyunca aksatmadan sürdürdüm.
Bu durumda ben ACC bölgesini aktif hale getiriyorum ve o bana diyor ki: Bunu zorlandığın başka bir alanda da uygulayabilirsin. Böylece öz disiplin hayatın içine mis gibi yerleşiyor.
Yasemin Şenyurt
28 Ağustos 2026 Cuma
duygusal dayanıklılık için alıştırma
Öğretmen Akademisi Vakfı (ÖRAV) eğitimlerini seviyorum.
Bugün duygusal istikrar (dayanıklılık) hakkında Sinan Canan'ın bir videosunu izledim. Dayanıklılığı artırmak için bazı önerilerde bulundu. Benim için en ilgi çekici olanı : Ön beyin ile amigdala arasındaki bağlantıları güçlendiren bir alıştırma olarak bir konuda şikayet ettiğimiz bir cümle kurup hemen ardından ama ile başlayan olumlu bir cümle kurmak.
27 Ağustos 2026 Perşembe
24 Ağustos 2026 Pazartesi
22 Ağustos 2026 Cumartesi
21 Ağustos 2026 Cuma
yapbozun parçaları
Eylül ayında büyük bir yapbozun ilk parçasını yerine koydum. Bu iş planlama ve zamanlama işiydi. Mükemmellikten vazgeçip kusurlarımı, hatalarımı görüyordum. Bu görüş yeni pencereler açıyordu.
Kendine söylediklerin önemlidir derler. Kendime bu yapboz bitmese de olabilir iznini verdikten sonra her şey gözüme farklı görünmeye başladı.
Okuduğum kitaptaki bir bölüm sayesinde yapbozun ikinci parçasını da yerleştirdim. Düzenli bir şekilde notlar alıyordum. Düzenli bir şekilde kendi düşüncemin ne olduğunu soruyordum.
Yanlış yapmanın mükemmel olmaktan kat kat iyi olduğunu anlamıştım. Yazıyor ve siliyordum, yazıyor ve düzenliyordum. Silgi tozlarından halı olurdu; temizlik yapmıyor olsaydım....
Yeni bir bağlantıyı sezer gibi olduğumda başka her şeyi bırakıp onun izini sürüyordum.
Bilgilerin birikmesi, sınıflandırılması derken etrafımdaki defterler, kitaplar çoğalmıştı. Bütünü ve bütünün içindeki parçaların kendi aralarındaki ilişkiyi ve onların bütünle olan ilişkilerini görmekti mesele...
Arada nefes almak için trenle Eskişehir’e gidiyordum. Eskişehir’de bir kafede bu bütünü görme meselesindeki engellerimi yazıyordum. Yürüyordum, yürüyordum...
Üçüncü parçayı yerleştirmek üzereydim ama yapboz bin parçadan oluşuyordu. İlk on parça yerleşti mi yüz parçaya ulaşma konusunda daha gayretli olabilirdim. Vazgeçmenin eşiğinde duruyordum...
Kimse gelip yapboza bir parça yerleştiremezdi. Bu işe gönlünü, aklını verip devam et dedim. Yapı ve yapılandırma sözcükleri sözlükteki anlamlarından daha zengin anlamlar içermeye başlamıştı.
Bir sabah yapbozu dağıtmak üzereydim ki üçüncü ve dördüncü parçalar yerini buldu.
Yasemin Şenyurt
16 Ağustos 2026 Pazar
tren yolculuğu
Trende yolculuk
Tekli koltuk
Cam kenarı
Kalbimde ağrı
Kitabım yarım kalmış
Ankara yorgun
Uyuyamamış
Trende yolculuk
Tekli koltuk
İstanbula gidiyoruz
Marmara Denizi uykulu
Güneş açmamış kollarını
Uzanmamış ona
Masmavi yine de
Trendeyim
Gurur sistemi ve
İçsel çatışmalar içinden
Uyanıp
Gerçek benliğime doğru
Gitmekteyim
Sevme kapasitem iyileşiyor
Trendeyim
Çıtır çıtır simit
Demli çay
Uzak bir masada
Düşünceli iki kişi
Sihir değil aradığım artık
Görmekteyim
İstasyonda
Bir dakika durulacak
Bu anonsu duyuyorum
Tıngır mıngır ilerliyoruz
Sihir değil bulduğum
Sorumluluğumu alıyorum
Ne görkemli başarılar peşindeyim
Ne de her şeyin çözümü sevgi
Vazgeçmiyorum da
Özgürlük maskesi altında
Görüyorum olanları
Suç başkalarında değil
Başkaları cennet de değil
İçime bakıyorum
Bu cesaretse cesaret
Sorumluluksa sorumluluk
Gidiyorum
Yasemin Şenyurt
12 Ağustos 2026 Çarşamba
böyle bir ağaç mı varmış?
Şiir Antolojisine bakıyorum. Günün şiiri ne olmalı? Kavafis’in bir
şiiri mi? Şiir Antolojisinin aralarında ufak beyaz kağıtlar var. Ne işe mi
yarar? Sevdiğim dizeleri not alırım o kağıtlara. Sevdiğim cümleleri not almak
alışkanlığım da var.
Şiirden şiire ilerlerim denizde. Bazen dengemi kaybedip denize
düşerim. Düşmek nasıldır? Acıtır insanın dizini, elini, kolunu... Başını çarpmak
fenadır. Karada düşmektense denizde düşmek isterim. Denizin dalgaları hırçındır
derler, inanmam. Karadan daha şefkatli gelir deniz.
Şiir Antolojisine bakıyorum. Günün şiiri ne olmalı? İdare edip
giderken bir şiir okuyan günümüz insanı nasıl hisseder? Hangi şiiri nasıl bir
halde okuduğu belirler hislerini. Denize düşmüş gibi hissedebilir. Kuşlarla
hemhal olup çocuklar gibi sevinebilir. Şiiri okuduğu anda biri bağırırsa
yerinden zıplayabilir. Şiiri okuduğu anda yağmur yağıyorsa dışarı çıkmak
isteyebilir. Hele ilkbaharsa mevsim...
Herkes kendi şiirini bulsun isterim. Bir şiir yetmesin bir ömre... Herkes
şiirler okusun. Bir şiirden denize atlasın. Başka bir şiirden denize dalsın. Denize
düşüp başını da çarpabilir, korkmasın. Ayağa kalksın, dengeyi sağlasın,
yürüsün.
Bugün ben size şiir seçemiyorum sevgili okurlar. Çok sıcak bir
Ağustos sabahında yaralanmaktan, düşmekten, dengesizlikten bahsedip canınızı
sıkıyorum. Belki de yapabileceğim en iyi şey bu. Can sıkıntısıyla dolup dolup
taşmak...
Belki de kendime Can Yücel şiiri okumalıyım ve sonra size yeniden
yazmalıyım. Yeniden yazmalı mıyım? Emin değilim.
Bazen kendi şiirinizi
bulamayacaksınız ama yine de aramaktan vazgeçmeyeceksiniz. Belki de dünyadan
gelip geçmiş tüm şairlerin en az bir şiirini okumuş olacaksınız. Belki de bir
şiir yazacaksınız ve siz şiirin ismini düşünürken hayat verecek onun ismini.
Can sıkıntısıyla dolup taşmak ve canınızı sıkmak yerine ben de şiir okuyacağım. Böyle bir ağaç
mı varmış diyeceğim. O ağacın gövdesine sarılacağım. Şiirden gelmiş olacağım,
şiire gidiyor olacağım. Hayret etmekten ve hayranlıktan yana olacağım doğada.
Sorular soracağım ve o soruların içinden şiirler geçecek.
Yasemin Şenyurt
11 Ağustos 2026 Salı
insanın müziği var
Erol Evgin’in Sitem şarkısı başkadır. Şarkılar bazen dünyanın bütün dillerinden daha kuralsız ve bütün dillerden daha etkili olabiliyor. Bir şarkı tutturuyor insan mesela sabahın erken bir saatinde...Nereden aklına esmiş bilinmez, o şarkıyı söylüyor.
İnsanın aklına esen şarkılar güzel...
Bu sabah şarkılar esmedi aklımda.
Bu akşam eser mi bilmem.
Şarkılardan biri var ki o en yakıcı, o en dokunan, o sevdayı anlatır başka türlü.
İnsanın içini dağınık ve sıcak bırakır.
Şarkılardan evi olur mu insanın? Olur,
bal gibi olur.
Şarkılardan bahçe de olur. Şarkılardan
okul da olur.
Şarkılar essin aklınızda. Sayılar, hesaplar, istatistikler,
grafikler büroda kalsın. Kırgınlıklar, kızgınlıklar, sitem ve hayal
kırıklıkları da geçsin. Şarkılar pansuman yapsın. Şarkılar gürül gürül içimize
aksın.
Bundan böyle şarkı sözcüğünü hiç
kullanmadan yazıyı bitirmeyi deneyeceğim.
İnsanın müziği var. Yaşamın nakaratları olduğu
gibi...
Hep kazanmaktan yana olma yürek!
Dağılmayı, yenilmeyi, hüsranı da kabul et.
Söylenmekten vazgeçip bizi söyleşilere
götür yürek...
Nasıl yapacaksın bunu?
İçimize atarak dağ gibi dertlere kavuştuğumuz günleri geride bıraktık.
Bugünlerde konuşuyoruz sık sık.
Söyle yürek, doğru değil mi söylediklerim?
Anlat yürek, bir kenarda kalsın gurur
vesaire...
Düşün yürek, bu dediğimi yeniden düşün.
İnsanın müziği sürecek.
Yasemin
Şenyurt
10 Ağustos 2026 Pazartesi
radyo gibi
Evde yemek pişiriyordum ki zil arka arkaya çaldı. Kapının deliğinden baktım. Melahat gelmiş. İçeri girdi, terliklerini giydi ve telaşlı telaşlı anlatmaya koyuldu. Mutfaktan salona, salondan oturma odasına mekik dokuyor ve anlatıyordu. Yemek kokusuna sözcükler karışıyor ama ben olup bitenleri anlamlandıramıyordum. Öyle mi olmuş dedim. “Sen beni dinlemiyor musun?” dedi. Buz gibi sitem...
Buz gibi sitem nasıl çözülür?
İki kupaya kahveleri doldurduk. Oturma odasının puf puf koltuklarına
kurulduk. “En baştan anlat şunu” dedim. “Olmaz, kaçırdın” dedi ve kahkahalarla
güldü.
Merak nasıl çözülür?
Peki anlatma cümlemi kurunca Melahat’in hevesi kursağında kaldı.
Kahvesinden bir yudum alıp “Merak etmiyor musun?” dedi.
Hayır dedim.
Radyoda doksanlardan bir şarkı çalıyordu.
-
Kapatayım mı radyoyu?
-
Ev senin... Misafir gibi davranma lütfen.
-
Neyse çalsın... Sen nasılsın?
-
Çalıyorum işte ben de radyo gibi...
-
Ne demek bu?
-
Dinleyen, anlayan ve hatta soran yok demek.
-
Sordum işte...
Sessizlik nasıl çözülür?
Yasemin Şenyurt
ruhun düğümlenmesi
Güneşin yakan ve can sıkan bir tarafı
vardı bugün. Bütün vücudum kaşınıyordu. Bir otel odasında yaralarıma merhem
sürüyordum. Deniz hiç olmadığı kadar uzaktı. Denizde yüzmek bir tarafa yanına
bile yaklaşamazdım. Denize uzanıp gökyüzüne dakikalarca gülümseme hayalim
karaya çarpmıştı. Gökyüzü ve deniz benden çok uzakta hangi şarkıları
söylüyorlardı?
Bir kez duymuştum o şarkıyı. Duyunca
dayanamamış ve şarkıya eşlik etmiştim. Sesin ne kadar güzelmiş demişti bir
balık. Bir başka balık “abartıyorsun” demişti ona. Ben ikisine birden
gülümsemiştim. İçimden sessiz olmalarını dilemiştim ve bu dilek anında gerçek
olmuştu. Başıma çok az gelen şeylerden biridir; dileğin anında olması...
Gökyüzü ve denizin şarkısına bir kez
eşlik etmiş olmak yetmişti bana. Ölsem de gam yemem demiştim artık ama gam
yedim daha sonra. Şu yaralarım olmasa bir koşu gidip deniz kenarına atlardım içine
kulaç kulaç... Kimse tutamazdı beni. Bu
otel odasında duvarlar ne kadar boğuyor insanı. Duvarlar tutuyor her şeyi.
Donuk bir gün. Güneşin can yakan tarafından tutun kaşınma hissine kadar her şey
yeraltına çağırıyor...
Sahiden benim yeraltımda neler oluyor?
Karanlık değil ama aydınlık da değil... Loş
bir mekan. Duvarında Munch’un ve benim yaptığım Çığlık resimleri...
Masanın bir ayağı topallıyor. Masanın
üzerinde örtü yok, toz var.
Tozun üzerinde beni kışkırtan bembeyaz
bir dosya kağıdı...
Kalemlerin ucu kırık ve kalemtıraş deniz
kadar uzakta.
Yine de yazabilecek miyim?
Çatırtılar duyuyorum. Zemin mi gök mü
başım mı? Nereden geldiğini bilmek için kımıldanıyorum ama hareket etmeme
yetmiyor bu kımıldanış.
Munch’un Çığlık tablosundan bir kalem masanın
üstüne düşüyor. Yağmur damlası gibi düşüyor. “Bu olanaksız.”
Olanaklı ve olanaksızın ruhumu
düğümlediği çok olmuştur.
Yasemin
Şenyurt
9 Ağustos 2026 Pazar
1 Ağustos 2026 Cumartesi
30 Temmuz 2026 Perşembe
29 Temmuz 2026 Çarşamba
28 Temmuz 2026 Salı
26 Temmuz 2026 Pazar
25 Temmuz 2026 Cumartesi
20 Temmuz 2026 Pazartesi
15 Temmuz 2026 Çarşamba
13 Temmuz 2026 Pazartesi
11 Temmuz 2026 Cumartesi
7 Temmuz 2026 Salı
tünel
zaman tünelindeyim
denize bakıyorum
yazmak
Açıldı pencereleri sessizliğin
Kuşlara ve şarkılara övgüler yazdım
Açıldı sayfaları hatıraların
Burgazada ve babam
Sait Faik ve deniz
Mektuplar ve insan
Bilincimi izledim bilinçli biçimde
O an sıcak
O an doğrudan
O an bir gürültü koptu
Öldüm
Masanın üstünde kollarım
Ellerimde kalem
Bilincim yerinde
Yazmaya devam ettim
Yasemin Şenyurt
Çorba
Arzu Hoca'ya...
Her şey ayrı
Herkes geçimsiz
Her yaş kriz
Sıcacık çorba
Komşudan gelmiş
Uzak geçmiş
Hey yıllar
Yenilgiler ve kırgınlıklar
İçimdedir
Bazen bütün yapman gereken
Bir tas çorbadır
Bir komşu için
Değişir o an
Her şey
Yakın gelecek
Yasemin Şenyurt
ağaç
sisin içinde
legolarım
dünyanın bütün denizlerinde
şiirlerim
ormanın içinde
sarılmışım bir ağaca
görünce bunu orman perileri
başlatmışlar müziği
Yasemin Şenyurt
6 Temmuz 2026 Pazartesi
bulmaca
Sarı ve bazen çok sarı
Alnımda
Yanımda
İçten içe
Küçük bir şey
Turuncu ve bazen bembeyaz
Aklımda hızlı hızlı
Nasıl sorusuna dönüşen
Israrcı
Büyük bir şey
Gri ve bazen kırmızı
Dünyada çok da anlaşılmayan
Var ve çok etkili
Yeni mi yeni
Yasemin Şenyurt
Bilge
Yapraktan
Kar tanesine
Dolu dolu dokunmuş
Dolu dolu konuşmuş
Hep farkında olmuş
Yüzündeki çizgiler tatlanmış
Saçındaki beyazlar yıldızlardanmış
Yasemin Şenyurt
dil
Dilimde dönen rüzgar gülüdür
Şiir
5 Temmuz 2026 Pazar
haritalar
Gömleğimde
Kalem izleri
Zihnimde haritalar
Gümüşlük
En sakin dalga
Zihnimde haritalar
Kan ter içinde uyanıp
Kabus diyebilmek
Zihnimde haritalar
Nereye giderim en uzak
Neresi en yakın
Önce kendimi anlamak
Gümüşlük
En sağlam köprü
En sakin dalga
Bir yemin ettim orada
Önce kendimi anlamak
Sonra duymak can kulağıyla başkasını
Bileklerimde iki balık
Birbirlerine aşık
Zihnimde haritalar
Yasemin Şenyurt
saka
Uçup giden uzaklara
Tanıdım
Saka o
Ah
Yumuşak bir bulutun içinde şimdi
Oyuncu ve konuşkan
O öğretmişti bana
Gecenin içindekileri
Yasemin Şenyurt
öğrenci
Bir öyküde düğüm gibi
Beklerim
İlk dersti sabır
İkinci ders yaratıcılık
Teneffüs bahar
Mezun olunmaz
Zamanı değil
güç
Deniz kokusu
Umudun
Kiraz kokusu
Saçlarının
Yasemin kokusu
Bilinmezin
Dili ve derinliği
Rüyaların
Şiirin gücü
Gücün kırılganlığı
Yasemin Şenyurt
4 Temmuz 2026 Cumartesi
yaka
Yakamda bir parça mor bulut
Aklım fikrim gezmekte
Çantamda sarı bir defter
Yedigöllere yaprak olurum
Alanya kalesine balık
Islık da oldum Eskişehirde
Yeşilköyde Attila İlhan dizeleri
Konar durur hayallerime
Yakamda bir parça turuncu
Anlatıyorum
Tuhaf biçimlerde
Ezbere gelmez şiirlerden bu
Yakamda bir kedi rozeti
Avcumun içi gibi bildiğim hiçlik
Uyanınca bir nisan
Yasemin Şenyurt
melek
Kararın arifesinde
Can maviliğinde
Bir kedi yavrusu olmak
Bugün böyle hissettim
Baş tacı böyle gökyüzü
Böyle sevmek
Tanıdım seni melek
Yasemin Şenyurt
04.07.2026
1 Temmuz 2026 Çarşamba
20 Haziran 2026 Cumartesi
keşif yolculuğu
"Oysa mavi gök ve yeşil çayırlara ilişkin duyduğumuz her şeyi unutmayı bir denesek; sanki bir keşif yolculuğunda, başka bir gezegenden şimdi gelmiş ve dünyayı ilk kez görüyor gibi olsak, işte o zaman nesneler daha değişik ve şaşırtıcı renklerde görünebilirdi bize. Evet, ressamlar da bazen bir keşif yolculuğuna çıkmış sanırlar kendilerini. Onlar dünyaya yeniden bakmak; ten renginin pembe, elmaların sarı ya da kırmızı olması gibi kabul edilmiş kavram ve önyargılardan kurtulmak isterler. Bu basmakalıp düşüncelerden kurtulmak kolay değildir elbette; ama bu kalıplardan en çok kurtulan sanatçılar, çoğunlukla en ilginç yapıtları verirler."
E. H. Gombrich
Sanatın Öyküsü
15 Haziran 2026 Pazartesi
mucize
Teninde deniz kokusu var
Benim dalgınlığım ol
Farkındalığım ol
Bir mucize değil mi zaten
Koskoca yeryüzünde
Aynı şehirde olmak
Yasemin Şenyurt








































