Sanatın Anlamı/ Yasemin Şenyurt

18 Nisan 2026 Cumartesi

Aktif Dinleme


Eylül'de üç sene olacak. Öğretmenlik mesleğinde üç yıl... İki senedir aynı okuldayım. 
Kahramanmaraş ve Şanlıurfa'da yaşanan olaylar bütün ülkeyi sarstı. Neden oluyor tüm bunlar? 
Tek bir nedeni yok muhakkak ki... İnsanın iyi insan olma ve kötü insan olma koşullarına bakmak gerekir der Erich Fromm. Aynı düşüncedeyim. 
Dijital çağda gençlerin en çok ihtiyaç duyduğunu düşündüğüm şey öz-düzenleme. Duygularla baş etmekte güçlük yaşıyorlar. Sorular soruyorlar. Onlara duygu düzenlemeden bahsediyorum. 
Fırsatlar Dönemi Ergenlik kitabında ergenliğe ilişkin çok önemli bir mesele var. Beyinde duygular coşkuyla var olurken onları düzenleyebilecek prefrontal korteksin ergenlikte tam olarak işlevini yerine getirememesi...
Dijital dünyada " görünür olma", influencer olma, beğeni almaya odaklanan zihinler bu dünyaya farklı bakabilirler mi? Elbette bakabilirler. Eleştirel düşünme ile...
Siber zorbalık önlenebilir mi? Elbette önlenebilir. Empati ile...
Hiçbir şey şu an mevcut olduğu gibi sürmek zorunda değil. Değişim mümkün.
Aktif dinleme ile...
Yasemin Şenyurt

 

karar

 Şehir içindeki otobüs yolculuklarını her gün farklı bir şenlik olarak deneyimlemeye karar vermiştim. Yıl 2026. Aylardan Nisan.

Birinci Gün:

Otobüs durağında bekliyordum. Bir genç seslendi: “Abla 202 numaralı otobüs ne zaman gelecek?” Bu konuda bilgim yok demek yerine o gence baktım ve sustum. Egocepte uygulamasına baktım. İçten içe bunun bir rica olup olmadığını sorguladım. Telefonu yeni almıştım ve uygulamayı yüklememiştim. “Bende uygulama yok.” dedim.

İkinci Gün:

Otobüs durağının üstündeki çiçeğe daldım. Telefonu çıkarıp yatay, dikey kadrajla çektim çiçeği. Hayal ettiğim gibi değildi fotoğraflar. Silmedim...

Üçüncü Gün:

Öksürüyorum. Yine otobüs durağındayım. Biri gelip yanıma oturuyor. Sigarasını tüttürüyor. Sigara içmişliğim var ama uzun zamandır hiç içmedim. Alkol, sigara gibi alışkanlıklar birdenbire yaşamımdan çıktı. Ayaklandım. Durakta ileri geri yürüyorum. O sırada yağmur başlıyor. Bahar gibi bahar.

Dördüncü Gün:

Otobüse bindim. Engelli bir birey olduğum için serbest kartımı kullandım. Otobüsteki bir kadın yanındaki kadına “Herkes serbest kartını kullanıyor, hayret...” dedi. Serbest kartın haksız yere insanlara verildiğini düşünüyor olmalıydı. Tekli koltuğa oturdum. Buradan dışarıyı rahat rahat gözlemleyebilirdim.

Beşinci Gün:

Şenlik miydi bu deneyimlediğim diye kendime sordum.

Altıncı Gün:

Otobüsün penceresinden bakıyorum. Bir adam yere oturup elindeki ekmek poşetinin ağzını düğümlüyor. Düğüm düğüm oldum. O ekmekler bir zamanlar komşumuzdan gelen balık kokusuna kadar götürdü. O günlerde kıt kanaat geçiniyordum. Bu kokudan yıllar yıllar önce defterime “Ekmek aslanın ağzında.” yazmıştım.

Yedinci Gün:

Gözlemlediklerim, anılarım ve hayal gücüm birlikte çalışıyorlar. Öykü yazmak istediğimi kavrıyorum. Bir zamanlar ne çok yazardım... Günlük, şiir, öykü ve nadir de olsa deneme...Otobüste tek kişilik yerimi bir başkasına verip ayakta yolculuğa devam ediyorum. Otobüse bindiğimde şoföre “kolay gelsin” demiştim. Güzel bir gün, insan daha da güzelleştirebilir günü.

Sekizinci Gün:

 Otobüste bir durakta inmek isteyenler düğmeye basmadığı için şoför durmuyor. İnsanlar “Düğmeye bastık, çalışmıyor.” diyorlar.

Şenlik düşüncesiyle yazmaya başladığım günlüğe o gün son veriyorum.

Dokuzuncu gün bir defter alıyorum ve öykü kitabımın ismi o anda beliriyor: Şenlikteki Hüzün

İlk cümleyi yazıp bitirmem dört gün sürüyor. Defteri açıyorum ve cümleyi sesli sesli okuyorum: 

Ölümle burun buruna gelip yaşama yeniden başlamışsanız yaşama ve ölüme dair farklı sorularınız olur.

İkinci cümle ve ardından diğer cümleler su gibi geliyor.

Yıllar sonra yazdığım bu öykümü yıllardır kardeşim gibi gördüğüm Aylin’e okuyorum.

-     Zamanı gelmişti.

-     Hayır, zamanı hiç gelmeyecekti.

-     Neden?

-     Tesadüflere ve kadere eskisinden daha az inanıyorum. Karar verdim ve bu kararım doğrultusunda yazıyorum.

-     Belki de haklısın. Her şeyi şansa bağlamamak gerekir. Yeniden yazdıklarını okumak çok hoşuma gitti.

YYasemin Şenyurt

2026

 

29 Mart 2026 Pazar

mavi at

 biliriz adanmışlık nedir :

yeryüzünde ne kadar dil varsa 

hepsinde karşılığı koşan mavi atlardır

ve bütün bağlaçlar özgürlük için 

gökyüzündedir 

Yasemin Şenyurt 



4 Mart 2026 Çarşamba

cevap

 

Cevabımdır 

Şiirdeki Oruç Aruoba 


Cevabımdır gülümseme 

Güldeki yankı 


Cevabımdır 

Yalansız olmak 


Titrer ve hissederim 

Susar ve dinlerim 


Okyanus kokulu

Orman daima 


Cevabımdır 

Şiirdeki Oruç Aruoba 


Sorumdur 

Kırgınlık gibi durur uzakta 


Sesimdir 

Bazen bana çok yabancı 


Cevaptır 

Gizli 


Bilmez misin 

Şiir sersemletir 


Yasemin 


sarı radyom

 

Sarı radyomda 

Adile Naşit sesi 

Seksenler 

Kuzucuk olmak ve masumiyet 


Sarı radyomda 

Tekrarlayan o şarkı

Doksanlar 

Sertab 


Bir salıncak

Dev bir bulut turuncu

Küt küt atan şiir 

Yürek mi demeli 


Sarı radyomda

Şimdi sessizlik var

Masumiyet ve anlam 

Anlam ve heyecan


Sesini açtığım 

Hayallerim 

Nakaratı geleceğimin 

Söylerken Mona Lisayım 


Yasemin Şenyurt 



aşık kediler-4


 

28 Şubat 2026 Cumartesi

Yapay Zeka ve Eğitim

 


eylem

 


Bir türlü çözemiyordum anlamını hayatın

Eylemden ve hareketten uzak

Düşüncenin tutsağı olmuştum

Çıkabilirim diyordum ancak daha çok düşünmeli

Çekiliyordum içime 


Çıplak gerçek 

Sürpriz yok dedi 

Merhaba soğuk 

Merhaba zorunluluk

Merhaba yalnızlık

Aynı anda boşluk



Düşüncelerden eylemle çık

Hareket edemiyorum ama diyorum

Çekiliyorum odaya

Eylemden eylem doğar

Pencereyi açsan

Kedi zıplar 

Açıyorum 


Oda

Ben

Dünya 

Nasıl bütünleşir bu kadar parçalanmışlık

Açık pencere 

Açık kapı


Karşılaşalım biraz

Saklanmaktan yana değilim artık

Yürümek

Konuşmak

Sağlama yapmaktır biraz

Kalbim fısıldıyor iyi olanı 

Açık kapıdan çıkıyorum

Yasemin Şenyurt 









Pastel Koyu


Kar tarçın tadında
Tunalıdaki kafeden bakıyorum ona 
Kitap okudum saatlerce kahverengi masada 
Sonra ayağa kalktım
Dengemi sağladım 
Tam tamına böyle oldu

Adım adım geçtim 
İzler ve izler içinden 
Kuruntular sokağından
Oyalanmadan geçtim
Postaneye 
Biliyordum
Kapalıydı bugün 

Kar tarçın tadında 
Bahaneydi postane 
Sırt çantama tutundum 
Açıldı ömrümdeki tüm sayfalar 
Uçtum 
Bulutlar salep kadar yumuşak 
Aklım berrak
Tam tamına böyle oldu
Sonra yazmaya koyuldum 

Kalemi tutmak mesele
Kağıda harf iliştirmek mesele
Dengemi sağladım
Tam tamına böyle oldu 
Yazmaya koyuldum 
Koyuydu her şey 
Pastel koyu 

Yasemin Şenyurt 



25 Şubat 2026 Çarşamba

bütün öyküler

 

Bütün kahvelerin içinden süt geçer
Ilık 
Akdeniz gibi

Bütün yolculukların başlangıcı 
Ilık
Akdeniz gibi

Can erikleri topladım
Yüzüm mayhoş 

Ağladım
Yüzümün yarısı Alanya 

Atladım sulara 
İçimde özgür Willy 

Bütün şiirlerin içinde esrime 
Bütün noktalama işaretlerinde burukluk

Akdeniz gibi uyanır her şehir 
İstanbul dahil 

Çalar saatte kahve izleri 
Geçer içimden Edith Piaf şarkıları 

Bütün öyküler kısa 
Bütün aşklar sonsuz 

Atladım sulara 
Maceracı ruhum benim

Baktım ki şehirde hazan 
Geçsin içimden Attilla İlhan şiirleri 

Parisi ondan öğrenmiştim 
Ayrılığı da 

Bütün aşklar sonsuz
Bütün öyküler kısa 

düşmek

 

Yere düşünce 
Başımda dönen yıldızlar 
Ne tuhaf 

Teşekkür ederim
Dalgınlık ve sokak
Aklım bir karış havada

Dilim dönmüyor şiire
Başımda dönen yıldızlar
Uçmak desen değil 

Çaredir yazmak
İlaçtır ilkbahar 


Yorgun ve lacivert bir kara parçasıyım şimdi
Beyaz ve çizgili bir defterdim dün
Yarın peki yarın 

Değişirken an be an
Yine düşebilirim bir yaprak gibi
Soluk soluğa 

Dağla karışık 
Hayalle eşit
Tonlarca ağır 

Düşmek 

Dalgınlık
Sakarlık 
Ne dersen 

Kaza ya da şans
Düşmek 
Bir yaprak gibi

Dilim dönmüyor gerçeğe 
Ne dersen de 
Hayat arızalı
İnsan yara bere içinde 

İçimden geçen gemiler 
İçim 
Geç 
Ge
Ge
Geç
Gemi 

Yar
Uçurum
Sevgili 
Dil ah dil 
Dön artık 
Gerçeğe 

Şu çalan şarkı
Şu evcil insan
Şu sokak
Düşüş ve yaprak

Baştan çal 
Bu şarkıyı
Sonsuzluğu anımsatıyor 
Teselli
Teşekkür ve yaprak 

Pencere 
Ah 
Pencerenin perdesi 
Daha da ah
Dağlar kadar yüce 

Düşmek 
Başlangıç 
Yolculuk ve dilin dönmesi anlama 

Yasemin Şenyurt