11 Şubat 2021 Perşembe

dağınıklığın yansıması

 




Kış akşamlarının tuhaf atmosferine ben de tuhaflıklarımla eşlik ederim. Kitap okuma özlemiyle yanıp tutuşurken şarkı mırıldanırım, bulaşık yıkarım, fotoğraf düzenlerim. Bir kase sıcak çorba hazırlamaya üşenirim ve makarnanın tadını çıkarırım. Geniş zaman kipinde yazarken geçmiş zamana içimi dökerim. Parklarda hep aynı şeylerin olmasına sitem edip daha yaratıcı parklar hayal ederim. Dağlara, taşlara, yıldızlara bakıp şu hayatta köşe dönmekten daha eğlenceli şeyler olduğunu anlatmaya çabalarım ama boşuna bir çabadır bu. Oyun gibi…

Düzenli, sabırlı ve mantıklı olmak yerine dağınık mı dağınığım. Her anlamda dağınığım. Aynada, okulda, işte ve mutfakta hep bu dağınıklığın yansımaları…Yansımaların yansımaları…

Kış akşamlarında güneşle beraber battığımı hayal ederim. Ayaklarıma kara sular inse de yürürüm. Kış akşamlarında lacivert nasıl da yakışır gökyüzüne. Şarkılar bestelerim, beste beste kokar özlem.

Beste kokulu özlemden habersizseniz henüz aşık değilsiniz. Beste kokulu özlem olmasın, her şey dört dörtlük olsun diyorsanız kış akşamlarını neden tuhaf diye tanımladığım da sizin için bilinmez olarak kalacak.

Özlem kokulu bir bardak su içmemişseniz, Covid 19 nedeniyle maske takmaktan canınıza tak etmemişse 2020 yılını yaşamamışsınız.

Güneşle beraber batarken umudumu korurum bazen sızıda, bazen ağrıda bazen de şarkıda. Kedilerim umuduma pati atar ve anlarım ki onlar bana umuttan daha yakın olmak ister…

Bulmaca çözerken çağrışımlar cennetindeyim adeta. Kış akşamlarında yaratıcı bir bulmaca hayali kurarım. Parkları, bulmacaları ve yeryüzünü hep başka türlü hayal ederken başıma dert açarım. Dert açılmayan baş olur mu? Baş dertle uğraşmazsa nasıl merak eder ve nasıl rahatlatır bir başka insanı? Derdim başımdan aşkın olmazsa şiir yazabilir miyim? Çağrışımlar cennetinde bir güzel bahçede yan gelir yatarım. Yazım burada biter ve gökyüzüne üç rüya üfler. Yazının meydan okuması bir başka yazı konusu olur.


Yasemin Şenyurt

11.02.2021 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder